KAMÇIYLA BOYUN SUNDURMAKTAN İDEOLOJİK EGEMENLİĞE

irfan erdoğan

Köleleri köle olarak tutma ve üzerlerindeki egemenliği sağlama süreçleri mutlak sahiplik ilişkilerinin getirdiği kaba kuvvet ve kırbaçtan, ücretli\maaşlı kölelik ilişki biçiminin getirdiği vuruluş ideolojisinin egemenliğe doğru bir değişmeye uğramıştır. Bu değişim üretim ve egemenlik ilişkilerindeki (ve mücadele biçimlerindeki) önemli gelişmelerin bir sonucudur. Mücadele, eski kölelikten kurtulup yeni kölelik sistemine geçişle birlikte, sistemin kendisine karşı yönelik bir karaktere dönüşmüştür. Egemenliği sağlamada kaba kuvvete dayanan zorlamaların önceliğinin yerini vaatler ve ideolojik kandırmacalar almıştır. Vaatlerde de tarih içinde değişmeler olmuştur: Eski vaatler efendinin karısı, kızı, toprağının bir parçası ve özgürlüğünün verilmesi biçimindeydi. Böylece egemen sınıfların iç mücadelelerinde köleler zafer kazanmak için kullanılıyordu. Romanın sirk ve ekmek politikasında, kölelerin sirklerde ve arenalarda zorunlu olarak birbirine düşürülüşü ve yurttaş-özgür fukara kitleler tarafından zevkle seyredilişi kölelere yeni bir mücadele biçimi getirdi: Ya kendinden birini öldür ya öl!. Orta çağlarda feodal lordların ve örgütlü dinin ekonomik ve siyasal egemenliğinde, diğer bir yeni ve güçlü vaat egemenlik kurdu: Hizmetle cennete gitmek. Bu hizmet hem ekonomik sömürü hem de Tanrı yoluna cenk ederek cehenneme gönderme ve cennete kavuşma olarak biçimlenmişti. Böylece eski kölelik sahipliğinin yerini cennet vaat eden Tanrının elçileri ve koruma vaat eden Lord aldı.

Köleliğe zorlamada yavaş yavaş zincirler ortadan kalkmaya başladı. Zorlama uluslararası köle ticaretiyle devam ederken, Osmanlılarda devşirme, silahlı diğer köleler tarafından gençlerin toplanarak askerliğe alınması (yeniçeri) ve savaşa götürülmesi biçimi gelişti. Milli devletlerin ortaya çıkışı, koloniciliğin yaygınlaşması ve burjuva milliyetçiliğiyle gelişmesiyle büyük sayıda orduların tutulduğu mecburi askerlik köleliği de yaygınlaştı. Mecburi askerlik egemen güçlerin hakim olduğu kamu zorbalığının örgütlü biçimlerinden biridir. Bir diğeri de polis kurumudur. Gelişmiş burjuvazilerde zorlamanın yerini ekonomik çaresizliğin getirdiği zorlama (özgürlük, özgürce seçme ve karar verme) aldı. İşsizler sınıfının çocuklarının kendi sınıfından insanları soyması, evlerine girmesi, uyuşturucu madde satması seçenekleri yanında daha iyi alternatif olarak görünen paralı profesyonel askerlik çıktı. Böylece, kaba kuvvet kullanmadan, mecburi tutmadan, burjuva sınıfı işçi sınıfının bir kısmını parayla kiralayarak bir diğer kısmını hizada tutma ve gerekirse öldürme girişimine, polis ve diğer güçlerin yanında, en önemli bir güç olan paralı-profesyonel-orduyu kattı. Ekonomik alandaki ilişkilerde eski zorlamanın yerini, hayatlarını üretme araçlarından yoksun bırakılan insanların, yaşayabilmek için birbiriyle yarış ederek arzuyla köleliği arayışı ve yeni-sahiplerin kucağına atılış aldı. Bu atılış ve arayış da ideolojik egemenlikle demokrasi, özgürlük ve fırsat eşitliği gibi anlamlandırmalarla yüceltildi.

Bu değişimlere paralel olarak vaatlerin karakteri ve gerçekleşme olasılıkları da değişti. Eskiden vaat sonucu köleye vaat edilen veriliyor, vaat edilene erişiyor, kölelikten azad ediliyor, toprak sahibi oluyor, öldürerek cehenneme gönderiyor ve ölerek cennetine kavuşuyordu. Bugünkü kölelere verilen vaatler sahte-bilincin ideolojik kandırmalarıdır. Gerçekleşen vaatler ise, kölenin kendisini ya cennette bulması veya piyango vurması gibi birkaç alana sıkışmıştır.

Tek tanrılı dinlerin siyasal egemenlik sürdüğü dönemlerde, köleler vaatlerle Tanrı adına katliam ve soyguna katıldılar. Müslümanları Tanrı adına öldürerek, Kudüs'ü Müslümanlardan almaya çalıştılar. Tanrı adına cenk edip can alarak şan aldılar. Altınlar ve ganimetler de Osmanlı saraylarına gitti. Tanrı adına dinin dediklerinin aksini söyleyen bilim adamlarını aforoz etme ve kellelerini kesmeye alkışlarla katıldılar. Tanrı adına köylü ayaklanmaları oldu ve Tanrı adına bu köylüler kılıçtan geçirildiler. Ardından burjuva devrimiyle, Tanrının elçilerinin pabucu önce dama atıldı, sonra damdan inip hınçla rekabete katıldı.

Burjuva egemenliğiyle vaatler ve ideolojik hegemonya daha da kapsamlı duruma geldi: Vatan, millet, bayrak, din, iman ve elbette düşmanlara, vatan hainlerine, vatanı satanlara, milleti bölen bölücülere, devlete ihanet edenlere, dinsiz komünistlere yaşama hakkı tanımama haklılığı ve doğruluğu.... Bugün bu vaatlerin ideolojisiyle, azınlıkların ve diğer ülkelerdeki kendi gibilerin katliamına (iç savaşlara, azınlıkların çoluk çocuk gırtlaklanmasına ve emperyalist savaşlara) katılmasında zorlama yoktur. Sahte umut ve vaatlerin ideolojisiyle, insanların önemli bir kısmı kolayca katliamlar yapma yönünde kışkırtılıp harekete geçirilmektedir. Bugün gönüllü askerlik ve diğer baskı ve kontrol örgütlerinin (polis, jandarma, milis kuvvetleri, vurucu güçler, özel timlerin) işleyişi, burjuva sistemlerinin işçi sınıfının belli bir bölümünü kiralayarak diğer bölümlerini baskı ve kontrol altında tutma ve gerekirse öldürme biçimindedir.